Yapay zeka yarışı Güneydoğu Asya'yı "susuzluk" riskiyle karşı karşıya bırakıyor

DÜNYA 13.04.2026 - 11:47, Güncelleme: 13.04.2026 - 11:47
 

Yapay zeka yarışı Güneydoğu Asya'yı "susuzluk" riskiyle karşı karşıya bırakıyor

Dünya genelinde gün geçtikçe hız kazanan yapay zeka yarışı, Güneydoğu Asya'yı küresel bir veri merkezi üssüne dönüştürürken, tesislerin soğutma ihtiyacı bölgedeki su kaynaklarını tüketme riskini beraberinde getiriyor.
Yapay zeka sistemlerinin yarattığı dijital devrim, aynı zamanda büyük oranda doğal kaynak tüketimine yol açıyor. Veri işleme süreçleri artık sadece enerji değil, geleneksel bulut bilişim sistemlerine kıyasla daha yoğun soğutma ve dolayısıyla daha fazla su kullanıyor. Küresel teknoloji devlerinin veri merkezi üsleri kurmak için rotayı Güneydoğu Asya'ya çevirmesi, bölgedeki "dijital susuzluğu" kritik boyutlara taşıdı. Paylaşılan güncel verilere göre, bölgedeki kurulu veri merkezi kapasitesi 2021'de 10 megavat seviyesindeyken, 2024 itibarıyla 1,3 gigavata yükseldi. Yapılan analizler, 2035'e kadar veri merkezlerinin enerji ihtiyacının neredeyse 6 gigavata ulaşabileceğini gösteriyor. Araştırmalar, 2027'de yapay zeka kaynaklı küresel su talebinin 6,4 trilyon litreye ulaşabileceği uyarısında bulunarak, su verimliliği sağlanamadığı takdirde dijital dönüşümün yerel kaynakları kurutabileceğine dikkati çekiyor.   Singapur'un kısıtlamaları, yatırımları komşu ülkelere kaydırdı Kaynaklar üzerindeki baskının artmasının ardından yerel yönetimler strateji değişikliğine gitti. Güneydoğu Asya ülkesi Singapur, sınırlı kaynakları korumak amacıyla veri merkezi projelerine yönelik düzenlemeleri sıkılaştırdı ve bu durum, bölgesel yatırım haritasını değiştirdi. Teknoloji devlerinin yatırımlarını Malezya ve Endonezya'ya kaydırmasıyla bu ülkeler de benzer bir sürdürülebilirlik kriziyle karşı karşıya kaldı. Malezya'nın Johor bölgesi, kısa sürede dünyanın en hızlı büyüyen veri merkezi pazarı haline gelerek milyarlarca dolarlık yatırım çekti. Ancak bu tesislerin günlük su tüketimi, bazı bölgelerde binlerce hanenin toplam ihtiyacını aşmaya başladı. Eyalet yönetimi, altyapı yetersizliği ve su güvenliği gerekçesiyle 2025'teki yeni veri merkezi başvurularının yüzde 30'unu reddetti. Yeni projeler için içme suyu yerine geri dönüştürülmüş su kullanımı ve sıvı soğutma teknolojileri zorunlu hale getirildi. Bölgede ekonomik getiriler ile çevresel maliyetler arasındaki dengenin bozulması, Şubat 2026 itibarıyla yerel halkın katılımıyla düzenlenen protestolara da zemin hazırladı.   Sıcak iklimlerde risk daha büyük ABD'deki California Üniversitesi'nden Dr. Shaolei Ren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğutma talebinin büyük ölçüde yerel hava koşullarına ve soğutma sistemi işletim ayarlarına bağlı olduğuna işaret etti. Güneydoğu Asya gibi sıcak iklimlerde söz konusu talebin daha da artabileceğine değinen Ren, bu bölgelerde birim başına düşen su kullanımının daha soğuk iklimli bölgelere kıyasla daha yüksek olabileceğini belirtti. Ren "Kuzey Avrupa gibi daha soğuk bölgelerle karşılaştırıldığında sıcak ortamlardaki veri merkezleri genellikle yıl boyunca önemli ölçüde daha fazla soğutmaya ihtiyaç duyar ve bu da buharlaşmalı soğutma kullanılması halinde su tüketimini artırabilir." şeklinde konuştu. Yapay zeka modelleri daha karmaşık hale geldikçe, soğutma ihtiyaçlarının da artabildiğinin altını çizen Ren, buharlaşmalı su kullanımını ciddi ölçüde azaltabilmesi nedeniyle sıvı soğutma teknolojilerinin umut verici olduğunu vurguladı. "Sıvı soğutma teknolojileri, soğutma için tatlı suya bağımlılığı azaltırken verimliliği artırabilir." diyen Ren, buna rağmen buharlaşmalı soğutma yönteminin özellikle sıcak iklimlerde yer alan pek çok bölge için en verimli soğutma aracı olmayı sürdürdüğünü aktardı.   Çevresel etkenler yerine ekonomik faydalardan bahsetmek daha kolay Ren, birçok teknoloji şirketinin Güneydoğu Asya'da veri merkezleri kurulmasının ekonomik faydalarını ifade ettiğini, çünkü bunun konuyu çevresel açıdan ele almaktan daha kolay olduğunu dile getirdi. Birçok bölgede su altyapısının su havzası stresi ve uzun vadeli kaynak planlaması üzerindeki etkilerinin hala tartışıldığını söyleyen Ren, bu konuda daha doğru verilere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Halihazırda su sıkıntısı çeken bölgelerde su talebinden yeterince bahsedilmediğini kaydeden Ren, "Çoğu şirket, küresel veya şirket genelindeki su rakamlarını raporlarken, tesis düzeyinde ya da bölgeye özgü olan verileri nadiren açıklıyor ve bu da toplulukların yerel etkileri anlamasını zorlaştırıyor." ifadesini kullandı.
Dünya genelinde gün geçtikçe hız kazanan yapay zeka yarışı, Güneydoğu Asya'yı küresel bir veri merkezi üssüne dönüştürürken, tesislerin soğutma ihtiyacı bölgedeki su kaynaklarını tüketme riskini beraberinde getiriyor.

Yapay zeka sistemlerinin yarattığı dijital devrim, aynı zamanda büyük oranda doğal kaynak tüketimine yol açıyor. Veri işleme süreçleri artık sadece enerji değil, geleneksel bulut bilişim sistemlerine kıyasla daha yoğun soğutma ve dolayısıyla daha fazla su kullanıyor.

Küresel teknoloji devlerinin veri merkezi üsleri kurmak için rotayı Güneydoğu Asya'ya çevirmesi, bölgedeki "dijital susuzluğu" kritik boyutlara taşıdı.

Paylaşılan güncel verilere göre, bölgedeki kurulu veri merkezi kapasitesi 2021'de 10 megavat seviyesindeyken, 2024 itibarıyla 1,3 gigavata yükseldi.

Yapılan analizler, 2035'e kadar veri merkezlerinin enerji ihtiyacının neredeyse 6 gigavata ulaşabileceğini gösteriyor.

Araştırmalar, 2027'de yapay zeka kaynaklı küresel su talebinin 6,4 trilyon litreye ulaşabileceği uyarısında bulunarak, su verimliliği sağlanamadığı takdirde dijital dönüşümün yerel kaynakları kurutabileceğine dikkati çekiyor.

 

Singapur'un kısıtlamaları, yatırımları komşu ülkelere kaydırdı

Kaynaklar üzerindeki baskının artmasının ardından yerel yönetimler strateji değişikliğine gitti.

Güneydoğu Asya ülkesi Singapur, sınırlı kaynakları korumak amacıyla veri merkezi projelerine yönelik düzenlemeleri sıkılaştırdı ve bu durum, bölgesel yatırım haritasını değiştirdi.

Teknoloji devlerinin yatırımlarını Malezya ve Endonezya'ya kaydırmasıyla bu ülkeler de benzer bir sürdürülebilirlik kriziyle karşı karşıya kaldı.

Malezya'nın Johor bölgesi, kısa sürede dünyanın en hızlı büyüyen veri merkezi pazarı haline gelerek milyarlarca dolarlık yatırım çekti. Ancak bu tesislerin günlük su tüketimi, bazı bölgelerde binlerce hanenin toplam ihtiyacını aşmaya başladı.

Eyalet yönetimi, altyapı yetersizliği ve su güvenliği gerekçesiyle 2025'teki yeni veri merkezi başvurularının yüzde 30'unu reddetti. Yeni projeler için içme suyu yerine geri dönüştürülmüş su kullanımı ve sıvı soğutma teknolojileri zorunlu hale getirildi.

Bölgede ekonomik getiriler ile çevresel maliyetler arasındaki dengenin bozulması, Şubat 2026 itibarıyla yerel halkın katılımıyla düzenlenen protestolara da zemin hazırladı.

 

Sıcak iklimlerde risk daha büyük

ABD'deki California Üniversitesi'nden Dr. Shaolei Ren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğutma talebinin büyük ölçüde yerel hava koşullarına ve soğutma sistemi işletim ayarlarına bağlı olduğuna işaret etti.

Güneydoğu Asya gibi sıcak iklimlerde söz konusu talebin daha da artabileceğine değinen Ren, bu bölgelerde birim başına düşen su kullanımının daha soğuk iklimli bölgelere kıyasla daha yüksek olabileceğini belirtti.

Ren "Kuzey Avrupa gibi daha soğuk bölgelerle karşılaştırıldığında sıcak ortamlardaki veri merkezleri genellikle yıl boyunca önemli ölçüde daha fazla soğutmaya ihtiyaç duyar ve bu da buharlaşmalı soğutma kullanılması halinde su tüketimini artırabilir." şeklinde konuştu.

Yapay zeka modelleri daha karmaşık hale geldikçe, soğutma ihtiyaçlarının da artabildiğinin altını çizen Ren, buharlaşmalı su kullanımını ciddi ölçüde azaltabilmesi nedeniyle sıvı soğutma teknolojilerinin umut verici olduğunu vurguladı.

"Sıvı soğutma teknolojileri, soğutma için tatlı suya bağımlılığı azaltırken verimliliği artırabilir." diyen Ren, buna rağmen buharlaşmalı soğutma yönteminin özellikle sıcak iklimlerde yer alan pek çok bölge için en verimli soğutma aracı olmayı sürdürdüğünü aktardı.

 

Çevresel etkenler yerine ekonomik faydalardan bahsetmek daha kolay

Ren, birçok teknoloji şirketinin Güneydoğu Asya'da veri merkezleri kurulmasının ekonomik faydalarını ifade ettiğini, çünkü bunun konuyu çevresel açıdan ele almaktan daha kolay olduğunu dile getirdi.

Birçok bölgede su altyapısının su havzası stresi ve uzun vadeli kaynak planlaması üzerindeki etkilerinin hala tartışıldığını söyleyen Ren, bu konuda daha doğru verilere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Halihazırda su sıkıntısı çeken bölgelerde su talebinden yeterince bahsedilmediğini kaydeden Ren, "Çoğu şirket, küresel veya şirket genelindeki su rakamlarını raporlarken, tesis düzeyinde ya da bölgeye özgü olan verileri nadiren açıklıyor ve bu da toplulukların yerel etkileri anlamasını zorlaştırıyor." ifadesini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.