Türkiye'de yayın hayatını uzun yıllardan beri sürdürmekte olan belli başlı ulusal basın organları ; salt gerçek haberciliği yansıtan birer güzide liman olmaları gerekirken, siyasi tekelleşmenin beraberinde getirdiği güven aşımı sonucu büyük itibar ve tiraj kayıplarına uğramakta oldukları müşahade edilmektedir.
Bu kuruluşlar, gazetecilik yönünden kurumsal saygınlıklarını yitirmekle kalmamış , fikri açıdan da büyük bir açmazın ve belirsizliğin içerisine gark olmuşlardır.
Bu kuruluşlar, yıllarını gazetecilik mesleğine vermiş, zorluklar ve yokluklar içinde bu alanda alın teri ve onurlarıyla büyük hizmetler ortaya koymaya çalışan, saygın ve güzide gazeteci ve köşe yazarlarının da işlerine son vererek büyük fikri kıyıma da ön ayak olmayı sürdürmektedirler.
Ulusal basını; "çok seslilikten ,tek sesliliğe" çeviren, kamunun tarafsız haber alma özgürlüğünü ve yayın ilkelerini hiçe sayarak, salt güce hitap eden anlayış ve ilkeleri benimseyen ve önceleyen birer yayın organına dönüştüren zihniyet artık vicdanı hür ve adil olmaktan çıkmıştır.