Kardeşlik, karındaşlık. Aynı vücutta can bulan aynı kanı taşıyan. Aynı sofradan doyup aynı ekmeği bölüşen. Acılara, sevinçlere, varlığa, yokluğa hayatın getirdiği her duruma birlikte şahitlik eden el ele, omuz omuza verip birlikte mücadele edip, birlikte sevinen, birlikte üzülen. Anne babanın sevgisini, ilgisini, sevincini, hüznünü, öfkesini, suskunluğunu paylaşan, ortak olan. Şu hayatta bu kadar ortak bileşenin olduğu başka hiçbir bağ yoktur ki sonsuza kadar sürsün. Başka hiç kimse yoktur ki sizi en iyi anlayan olsun. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, en iyi anlayanı, en çok deneyimi paylaştığı yegane kişi kardeşi olacaktır. Çünkü aynı çatı altında, anne babalarının gösterdikleri iyi kötü bütün tutumlarına beraber şahitlik edip, aynı ev içinde aynı tecrübeleri deneyimlemişlerdir. Tüm bunların yanı sıra kardeş demek hayatı öğreten en etkili kişi demek. İlk sosyalleşme deneyimlerini ve hayata dair tüm davranışları kardeşler birbirlerinden öğrenirler kızmayı, küsmeyi, dövüşmeyi, yarışmayı, oynamayı, paylaşmayı, yardımlaşmayı…
Bu kadar çok ortak payda ve birleşenleri olmasına rağmen kardeşlik bir nevi rekabettir ve kardeşler düşman doğar demiştir bazı uzmanlar. Çocuk, anne ve babasının sadece kendine ait olmasını ve kardeşlerinin anne ve babası için kendi kadar önemli olmamasını istemektedir. Kıskançlık, evrensel ve en doğal duygulardan biridir, fakat burada derecesi ve ne şekilde sergilendiği önemlidir, çocuğun bunu hangi tepkilerle gösterdiğine dikkat edilmelidir. Kıskançlığı, beklenen ilgi, sevgi, şefkat eksikliğine gösterilen doğal bir tepki olarak tanımlarken Yörükoğlu da (2008) kişinin sevdiği kişiyi başkasıyla paylaşmaya katlanamaması olarak tanımlamıştır. Bütün bileşenleri topladığımızda karşımıza tek bir neden çıkıyor: “Kardeş kıskançlığı.”
KARDEŞ KISKANÇLIĞININ NEDENLERİ
Kıskançlık tüm evrende var olan çok insani bir duygudur. Yapılan bir çok çalışma ve araştırma göstermektedir ki anne baba tutumları, çocuklar arası kıskançlığın en büyük nedenlerinin başında gelmektedir. İlk çocuğun doğumuyla evler şenlenir, tüm ilgi sevgi ilk çocuğa oluk oluk akıtılır. Ne zaman ki ikinci çocuk dünyaya gelir, işte o zaman işler değişir. Yeni bir bebeğin dünyaya gelmesiyle anne babanın sevgi ve ilgisinin bölünmesi, kardeş kıskançlığının fitilini ateşleyen kıvılcımdır. Bu durumun ömür boyu sürecek bir ortaklık olduğundan habersiz, sadece ilgi ve sevginin bölündüğünü düşünen ilk çocuk için artık tüm şartlar değişmiştir. Yaşadığı bu durum ilgi eksikliği, dışlanmışlık ve sevgisiz kalma gibi olumsuz duygularla baş etmek zorunda kaldığı bir süreçtir. Oysa o anne babanın bütün sevgi ve ilgisine alışmıştı. Şimdi ise sahip olduğu her şeyi kaybetmiş gibi. Adeta tahtından indirilmiştir. Kendisine bir rakip hatta daha ötesi bir düşman mı gelmişti? Çocuk öfke duyar ve saldırganlaşır. Bu bazen kardeşine karşı olur, bazen de anneye karşı olabilir. Kardeşine karşı olduğunda ona zarar verme davranışları görülebilir. Onu çok sevip korumak gibi tutumlar sergilerken kimsenin görmediği yerlerde ve çaktırmadan zarar vermeye çalışır. Sarılırken çok sıkar, sevmek için ısırır, ağladı annesini rahatsız etti diye vurur. Bunların hepsi kıskançlığın sonuçlarıdır. Anneye karşı olduğunda ise söz dinlememe, altını ıslatma, kekemelik, yemek yememe, biberonla beslenmek isteme vb. bazen de çocuk kendinde doyum arar; içe kapanma, parmak emme, tırnak yeme, mastürbasyon gibi. Çocuğun kardeşiyle ilgili bu düşüncelerinin artarak devam etmesi veya azalması tamamen anne baba tutumlarıyla ilgilidir. Kardeş ilişkilerinde iki faktörden bahsetmek mümkündür. Birincisi annenin tutum ve davranışları. İkincisi ise çocuğun yaşı, cinsiyeti, doğum sırası. Thoman ve arkadaşları ilk doğan kız çocuklarının anneleri daha çok gülümsettiği ve onlarla konuştuğunu bildirmektedir. Babalar da daha çok ilk doğan erkek çocuklarla konuşmakta ve onlara dokunmaktadır
Bazı toplumlarda erkek çocuklar daha ayrıcalıklıyken, bazı ailelerde ilk çocuklar daha ayrıcalıklı olabiliyor. Birkaç tane kız kardeşin olduğu ailelerde sonra doğan kızların anneyle özdeşim kurmaları zorlaşıyor. Büyük kız kardeşler bu konuda daha avantajlıdır. İlk çocuk önce tektir ve anne babanın sevgisi tamamıyla kendisine aittir. Bununla birlikte ilk çocuk olmak, anne babaların ebeveynlik denemelerinin ilk eseri olmaktır. O nedenle ilk çocuklar her zaman ailede hep daha farklı bir konumdadır. Kardeşin doğumuyla bu sevgi bölündüğü gibi bir anda abi olur, abla olur büyük olur.
Sonrasında bu sevgiyi paylaşma mücadelesi ve anne baba karşısında statü kazanmak için mücadele başlar.
Ortanca çocuk, özellikle üç çocuklu ailelerde büyük ve küçük kardeşine göre en az sevgiyi gören veya gördüğünü düşünen taraftır. En büyük şanssızlığı kendini büyük kardeşle kıyaslarken, küçük kardeşin ailede sevginin odağında olmasıdır. Bir arada kalmışlık söz konusudur.
Küçük çocuk, ailenin sevgi ve ilgi odağıdır. Aslında şanslı gibi görünse de tam olarak öyle değildir, hayatı boyunca diğer kardeşlerin gözünde her zaman çocuk olarak kalmaktadır. Benmerkezci tutumları besleyen bu durum ise kendi yeteneklerini keşfetmesinin önünde bir engel teşkil edebilir. Abla ve ağabeylerin baskısına maruz kalabilir bu da onda çeşitli davranış bozuklukları meydana getirebilir.
Kardeş kıskançlığının en az düzeyde yaşanmasında çocuklar arası yaş aralığı da önemlidir. İdeal olan yaş farkı 3 yaştır. 3 yaş çocukta toplumsallaşmayı kavradığı yaştır ve ailede birden çok kişinin olabileceğini de kavrayabilir. 3–6 yaş grubu çocuklarla yapılan bir çalışmada da kıskançlık yaşayan çocukların %40,9’unun kardeşleriyle yaş farkının 1-2 olduğu, %34,1’inin kardeşleriyle yaş farkının 3-4 olduğu ve %25’inin kardeşleriyle yaş farkının 5 ve üzeri olduğu bulunmuştur. Ancak aynı çalışmada yaş farkına göre kıskançlığın anlamlı düzeyde farklılık göstermediği de belirtilmiştir.
ANNE BABALAR NE YAPMALIDIR?
İlk çocuğu, kardeş gelmeden önce hazırlamak gerekir. Kardeşin doğumundan itibaren de bebeğin bakımı, beslenmesi, temizliği konusunda kontrollü olarak sorumluluk vermek önemli bir çözüm yoludur.
Çocuklar aile içinde birbirlerinde farklı muamele gördüklerinde hemen anlayabilirler. Farklı muameleye maruz kalan çocuk dışlanmışlık hissedebilir ki bu da tüm hayatını etkileyecek olumsuzluk içermektedir.
Her çocukla ona özel bir zaman diliminde baş başa vakit geçirmek bağların güçlenmesi ve kıskançlığın hafifletilmesi açısından çok kıymetlidir. Anne babanın eşit şekilde sevgisini sunması bir çözüm gibi görünse de bu da her zaman kaygı uyandıran ve olumsuz sonuçlanan bir durumdur. Çünkü kardeş kıskançlığı genellikle annenin çok dikkatli olması durumunda veya ihmalkarlığı sonucunda ortaya çıkar, anne diyorum çünkü annelerin tutumları babalarınkine nazaran kardeş kıskançlığında daha etkilidir, baba otoritesi anne davranışını destekler ve devamını sağlar. Yine çocukluk problemlerini yeniden yaşayan veya evliliği iyi gitmeyen anne, çocuklarına aşırı bağlıdır. Bu da evde rekabet ortamı yaratır. Bu tip anneler verdiklerinin karşılığını görmek isterler. Her çocuğun bunu veriş şekli farklı olacağından kardeş ilişkilerinde rekabet ortaya çıkar. Tam aksi durumundaki anne, yeterli uzaklık bırakıp çocuklarına sıcak anne sevgisi gösterebilen annedir. Karşılık beklemediği için rekabet ortamı oluşmaz.
Çocukların aynı anne babadan olmasına karşın çok farklı bireyler olduğu gerçeğinden hareket ederek kardeşler arası kıyaslama davranışından uzak durulmalıdır. Çocukların her biri tek başına değerlendirilmeli hiç birini kırmadan ve taraf tutmadan kişilikleri geliştirilmelidir. “Farklı ebeveyn muamelesi” denilen kayırmacılık ailede her bireyi etkiler ve yetişkinliğe kadar süren bir ayrılık meydana getirir. Yine uzmanlar kayırmacılığın kayırılan kişi de dahil rekabet ve çatışmaya yol açtığını ve bunun ileride ebeveynlere bakmak konusunda dahi stresli zamanlara yol açabileceğini belirtmektedir.
Kardeşler arası kavga veya çatışmada taraf tutulmamalıdır, çocukların kendi aralarında çözmeleri için rehberlik edilmelidir. Çocuklara anlaşmazlık durumunda kendilerini ve bakış açılarını doğru ifade etmeleri yönünde doğru davranışlar kazandırılmalıdır. Çocuklarla birlikte çözümler üretmekte önemlidir ve çatışmayı yönetmeleri açısından çocuklara yardımcı olacaktır. Ne zaman ki çocuklar sorunları kendi başlarına çözme yetkinliği kazanır o zaman ebeveynler sadece gözlemlemelidir. Çocukların birbirlerinde istekleri karşısında kabul etme veya reddetme ile ilgili doğru davranışların kazandırılması da önemlidir. Çocukların davranışlarına karşı her zaman tutarlı olunmalıdır.
Kardeşler arası ilişkileri düzenlemek için çocuklarla ve ailecek çeşitli aktiviteler yapılabilir. Spor etkinlikleri, piknik, masa oyunları vb. Yine ebeveynlerin çocuklarına kardeşleriyle birlikte olmalarından mutluluk duyduklarına dair verecekleri mesajlar, küçük notlar, basit övgüler de önemlidir.
Küçükken kardeşlerin her davranışı birbirlerine karşı hem öğretici hem de çok etkili olmakla beraber iyi ilişkileri veya ciddi çatışmaların ileriki yaşlarda da kişilerin ruhsal durumlarını etkilediği düşünülmektedir. Daha çok sevgi temelli kardeş ilişkilerinde yalnızlık ve depresyona karşı korunma güdüsü ağır basarken duygusal destek kaynağı olmaktadır. Gergin kardeş ilişkilerinin de yetişkinlikte de depresif ruh halini ve madde bağımlılığını tetiklediği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar genç yetişkinlikte kardeş çatışmalarının daha az olduğunu da göstermektedir.
İnsanların zamanla değiştiğinin farkındalığıyla kardeşlerin de değişmiş olabileceği ve küçükken yapılan hataların davranışların yetişkinlikte olmama ihtimali üzerine yapılan müdahalelerinde kardeşler arası ön yargı ve izlenimleri değiştirebileceğini de unutmamak gerekir. Aile içinde her ne yaşanırsa yaşansın sonrası için iyi ilişkiler her zaman mümkündür.
Kardeş kıskançlığının en hafif dozda yaşandığı mutlu yuvalarınızın olması dileğiyle.
HAFTANIN ÖNERİSİ: Bu hafta önce kendi kardeşlerinizle ilişkileri ele alarak hangi duyguları yoğun olarak yaşadığınızı fark etmeye ne dersiniz? Aile içinde kendi çocuklarınızın en çok hangi durumlarda kıskançlık davranışı sergilediğini gözlemlemeyi de unutmayınız.