Kadın–Anne–Çocuk Ekseninde “Erken Yetişkinlik” Baskısı ve 7 Yaşa İnen Makyaj
Bir çocuğun oyuncak reyonunda elinin önce bebeğe değil de ruj setine gitmesi… “Ne var bunda, oyun işte” deyip geçmek kolay. Ama burada asıl mesele makyaj değil; çocukluğun diliyle değil, yetişkinliğin diliyle büyütülen çocuk gerçeği.
Çocuk, yetişkine benzemeyi öğrendiğinde “hızlı büyümüş” sayılıyor. Küçük bir kız çocuğu göz altına kapatıcı sürdüğünde “kendine bakmayı öğrendi” deniyor. Oysa bu cümlelerin altında ince bir kayma var: Çocuk, çocuk olmak yerine, görünüş üzerinden değerlendirilen bir yetişkin prototipine dönüştürülüyor. Ve bu dönüşümün yakıtı çoğu zaman sosyal medya, pazarın dili ve iyi niyetle bile olsa ebeveyn tutumları.
Türkiye’de uzmanların ve kurum temsilcilerinin dikkat çektiği kritik eşik şu: “makyaj yaşı 7’ye düştü.” Bu sadece bir istatistik değil; çocukluğun sınırlarının geriye çekildiğini gösteren bir işaret.

“Oyun” Sanılan Şey, Aslında Erken Yaşta Beden Politikası
Çocukluk dönemi, gelişim psikolojisinin en temel konusu olan benlik algısının kurulduğu dönemdir. Çocuk, “Ben kimim?” sorusunu oyunla, denemeyle, keşifle cevaplar. Bu yüzden oyun; yalnızca eğlence değil, çocuğun iç dünyasını kurduğu dildir. Tam da burada kozmetik devreye girdiğinde oyun birden yön değiştirir:
Çocuk oyunun içinde “rol” almaz; kendini ‘düzeltilecek’, ‘güzelleştirilecek’ bir nesne gibi görmeye başlar.
Makyajın dili basittir: “Olduğun hal yetmez, biraz daha iyi görünmelisin.”
Bu dil yetişkinde bile ağır bir baskıyken, çocukta çok daha güçlü bir iz bırakır. Çünkü çocuk, değer duygusunu henüz içeriden kuramaz; değerini dışarıdan gelen tepkiye göre ölçmeye daha yatkındır.
Bu noktada özellikle anneler iki yönlü bir basınç altında kalıyor: Bir yanda “kızım heves ediyor, kırmayayım” duygusu; diğer yanda “herkes yapıyor, geri kalmasın” kaygısı. Fakat “geri kalmasın” cümlesi, çocuğun gelişiminde kritik bir eşiktir. Çünkü çocuk burada oyun arkadaşlarıyla aynı dünyayı paylaşmak için değil, görünüş rekabeti için hazırlanır.
Sağlık Boyutu: Çocuk Cildi Yetişkin Cildi Değildir
Çocuğun cildi daha ince ve daha geçirgendir; bağışıklık sistemi ve deri bariyeri yetişkine göre daha hassastır. Kozmetik ürünlerin “çocuklara özel” diye pazarlanması, otomatik olarak güvenli oldukları anlamına gelmez. Nitekim Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, çocukların özellikle yüz boyaları gibi ürünleri kullanmasında güvenlik testleri ve içerik riskleri açısından ciddi uyarılarda bulunuyor; maliyeti düşürmek adına riskli kimyasalların tercih edilebildiğine dikkat çekiyor.
Ayar’ın vurguladığı bir başka nokta da “en masum zarar” olarak görülen alerjinin bile aslında buzdağının görünen yüzü olması: Deride kızarıklık, kaşıntı, egzama benzeri bulgular hızlıca ortaya çıkabiliyor; daha önemlisi bazı maddeler deri yoluyla emilip dolaşıma karıştığında uzun vadeli etkiler gündeme gelebiliyor.
Bu çerçeveyi uluslararası literatür de destekliyor: Çocuklara yönelik makyaj ve vücut ürünlerinin yaygınlaştığını; bu ürünlerin ambalaj/karakter/renk diliyle çocuklara çekici hale getirildiğini; ayrıca ağır metallerden endokrin bozuculara kadar çeşitli “endişe verici içeriklerin” çocuk ürünlerinde de görülebildiğini tartışan çalışmalar var.
“Yetişkin Kozmetiği”nin Çocuğa İndiği Nokta: Erken Ergenlik Kaygısı
Mesele sadece tahriş değil. Kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde sık tartışılan bazı kimyasallar (örneğin bazı fitalatlar, fenoller vb.) endokrin sistemle etkileşim potansiyeli nedeniyle bilimsel literatürde uzun zamandır gündemde. Kız çocuklarında ergenlik zamanlamasıyla ilişkili bulguları derleyen sistematik incelemeler, kanıtların her başlıkta aynı güçte olmadığını söylese de “erken yaşta maruziyet” konusunun dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Yani ebeveyn “oyun olsun” diye aldığı bir ürün, başka bir katmanda “beden süreçleriyle erken tanışma”yı da normalleştirebiliyor. Burada çocuk, kendi bedeniyle “doğal gelişim” üzerinden değil; dışarıdan müdahale üzerinden ilişki kurmayı öğreniyor.
Gelişimsel Zararın En Sessiz Yeri: Çocukluğun Elinden Alınması
Şimdi gelelim senin asıl vurguladığın yere: çocuğa çocuk gibi davranmamak.
Bir çocuğa, yetişkin dünyasının estetik kodlarını erken yaşta öğretmek; onun dünyasını iki şekilde daraltır:
Birincisi, çocuk “yapabilirim” duygusunu değil, “nasıl görünüyorum” sorusunu büyütür. Bu, başarı/merak/üretme eksenini zayıflatıp onay–beğeni eksenini güçlendirir. Sosyal medya burada güçlü bir hızlandırıcıdır. TİTCK Başkanı Ahmet Ayar’ın, özellikle TikTok gibi mecralarda 7–18 yaş aralığındaki çocukların kozmetik içerikleri üretmesine ve çok sayıda içerikli madde kullanmasına dikkat çekmesi, sorunun “ev içi heves” olmaktan çıkıp “platform kültürü” haline geldiğini gösteriyor.
İkincisi, çocuk “rol yapmayı” değil, “rol olmayı” öğrenir. Oyun, çocuğun güvenli deneme alanıdır: doktorculuk oynar, aşçı olur, öğretmen olur… Ama makyaj, çocukluk oyunlarının pek çoğundan farklı olarak “başka biri olma”yı değil, “kendini değiştirerek kabul görme”yi öğretme riskini taşır. Özellikle kız çocuklarında bu, ilerleyen yaşlarda beden memnuniyetsizliği, kırılgan özgüven ve sosyal karşılaştırma gibi başlıklara kapı aralayabilir.
Bu yüzden mesele “yasaklayalım” kolaycılığı da değil. Mesele, çocuğun gelişim ihtiyacını ciddiye almak:
Çocuk, önce hayal kurmalı. Önce oyun kurmalı. Önce kirlenebilmeli. Önce düşüp kalkabilmeli. Önce çocuksu kalabilmeli.
Ve evet: Oyuncak alırken bile, ‘kozmetik oyuncakları’ tercih etmekten imtina etmek tam da bu yüzden bir bilinç meselesidir.
Pazarın Dili: Çocuk Üzerinden Yeni Bir Tüketici İnşası
Bu trendin bir de ekonomik ve kültürel boyutu var: Çocuklara kozmetik ürün satmak, yalnızca bir ürün satmak değildir; çocukluk algısını dönüştürmektir. Çocuk artık “oynayan” değil, “hazırlanan” bir birey gibi konumlanır: hazırlanan, süslenen, sunulan…
TİTCK’nin denetimlerinde çok sayıda üründe uygunsuzluk tespit edildiğine dair kamuya yansıyan veriler de, “pazar büyürken güvenlik ve denetim yükünün” ne kadar kritik olduğunu hatırlatıyor. Bu zeminde aileye düşen rol daha da netleşiyor: Çocukluğu korumak, artık sadece pedagojik değil, aynı zamanda tüketim kültürüne karşı ebeveyn sorumluluğu.
Son Söz: Çocukluğu “Geri” İstemiyoruz, Yerine Koymak İstiyoruz
Çocuğun gelişimi bir takvimdir; o takvimi öne çektiğimizde çocuk büyümez, yetişkinliğin yükünü taşımaya zorlanır. Çocukların makyaj yapması “tatlı” bir görüntü olabilir; ama çocukluğun yerine yetişkinlik koymak, uzun vadede tatlı bir bedel çıkarmaz.
Bu yüzden konuşmamız gereken şey makyaj değil; çocuğu, çocukluğuna iade edecek bir dil ve tutum.
Anne olarak, kadın olarak, toplum olarak…
Kaynaklar
- Memurlar.net – “Uzmanlardan çocuk sağlığı uyarısı: makyaj yaşı 7’ye düştü” (Memurlar.net)
- Yeni Şafak – “Makyaj yaşı 7’ye düştü” (TİTCK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar’ın sosyal medya etkisi, güvenlik testleri, alerji/uzun vadeli risk vurgusu, denetim verileri, yüz boyaları/geçici dövme uyarıları) (Yeni Şafak)
- Habertürk TV Facebook video paylaşımı – “Çocuklarda makyaj yaşı 7’ye düştü” (Facebook)
- Medley ve ark., 2023 – Çocuklara yönelik makyaj/vücut ürünlerinin yaygın kullanımı, düzenleme boşlukları ve potansiyel içerik riskleri (PMC)
- Rivera-Núñez ve ark., 2022 – Kişisel bakım ürünlerinde bulunan bazı kimyasallar ve ergenlik zamanlaması ilişkisine dair sistematik derleme (PMC)
- Bali, 2023 – Endokrin bozucuların çocuk sağlığına etkileri üzerine derleme (ScienceDirect)
Yazarın sosyal medya hesapları
Instagram / aslihantoksoy
Facebook / aslıhantoksoy
Youtube / aslihantoksoy
X / aslihantksy