Aslıhan Toksoy
Köşe Yazarı
Aslıhan Toksoy
 

Fransa’da darbe oldu” deepfake’i krize dönüştü: Macron Facebook’u hedef aldı, gözler yapay zekâ düzenlemelerine çevrildi

PARİS/MARSİLYA — Fransa’da “ordu yönetime el koydu” iddiasını taşıyan ve Elysee Sarayı önünde çekilmiş gibi servis edilen yapay zekâ üretimi (deepfake) bir video, kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, videonun gerçek sanılıp uluslararası düzeyde paniğe yol açtığını; hatta bir Afrika ülkesinin liderinin kendisine “Ülkenizde neler oluyor, çok endişeliyim” mesajı attığını anlattı. Macron’un iddiasına göre Fransa’nın resmî ihbar mekanizması üzerinden yapılan başvuruya rağmen Facebook, videoyu “topluluk kurallarını ihlal etmiyor” gerekçesiyle kaldırmadı. Bu vaka, son yıllarda yükselen “sentetik medya” tartışmasını yeniden alevlendirdi: Deepfake içerikler, sadece kişisel itibar saldırısı değil; seçim güvenliği, kamu düzeni ve devletler arası ilişkiler açısından da risk olarak görülüyor. Nitekim Macron’un sözünü ettiği olayda, kısa bir video hem ülke içinde “gerçeklik algısı”nı zorluyor hem de sınır ötesi yanlış anlaşılmaları tetikleyebiliyor.   Olay nasıl başladı: “Elysee önünde muhabir”, “cunta” ve 12 milyon izlenme Macron’un aktardığına göre video, Elysee Sarayı çevresinde çekilmiş bir canlı yayın havasında kurgulanmıştı: Sözde bir gazeteci, Fransa’da darbe yaşandığını, bir albayın yönetime el koyduğunu anlatıyordu. Macron, içeriğin başlangıçta “güldürdüğünü” ancak görüntünün 12 milyon kez izlendiğinin anlaşılmasıyla konunun ciddiyet kazandığını belirtti. Fransa’da çevrim içi yasa dışı içerik bildiriminde kullanılan resmî platform üzerinden (PHAROS) bildirim yapıldığını söyleyen Macron, buna rağmen Facebook’tan gelen yanıtın net olduğunu aktardı: “Kullanım şartlarımızı ihlal etmiyor” — kaldırma talebine ret. Türkiye Gazetesi’nin haberine yansıyan anlatımda da video, “Fransa’da darbe yapıldığı izlenimi” oluşturarak sosyal medyada hızla yayıldı; Macron, La Provence okurlarıyla Marsilya’da yaptığı buluşmada yaşananları kamuoyuna anlattı ve Facebook’un yaklaşımına tepki gösterdi.   “Afrika’dan gelen mesaj” detayı: Deepfake’in dış politika etkisi Deepfake’in en çarpıcı tarafı, bir ülke içindeki bilgi kirliliğini aşarak diplomatik bir “yanlış alarm” üretmesi oldu. Macron’un açıklamasına göre Afrikalı bir devlet başkanı, videoyu görüp “Ne oluyor?” diye soracak kadar endişelendi. Bu ayrıntı, deepfake riskinin yalnızca “sosyal medya dedikodusu” olmadığını; devletler arası ilişkilerde güven erozyonu yaratabileceğini gösteriyor. Benzer biçimde NIST’in sentetik içerik risklerine ilişkin değerlendirmeleri de, sentetik medyanın kimlik taklidi, manipülasyon ve toplumsal güvene uzun vadeli zarar boyutlarını özellikle vurguluyor.   Macron’un “platformlar” çıkışı: Avrupa normu ve daha sert düzenleme çağrısı Macron’un açıklamaları yalnızca deepfake’e değil, platformların içerik yönetimi sorumluluğuna da odaklanıyor. Le Monde’un aktardığı buluşmada Macron, sosyal medya ve algoritmaların demokrasiye etkilerini tartıştı; içerik kaldırma süreçlerinde “çok sınırlı imkân” bulunduğunu söyleyerek Avrupa düzeyinde norm değişikliği ihtiyacını dile getirdi. Bu noktada tartışma, Avrupa Birliği’nin son yıllardaki iki ana hattına bağlanıyor: Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile platform denetimi, Yapay zekâ düzenlemeleri ile sentetik içerik şeffaflığı. Macron’un “kaldırılmadı” örneği, “platformlar doğru zamanda doğru refleksi vermezse” kamu otoritesinin elinin ne kadar zayıf kalabildiğini gösteren bir vaka olarak öne çıkıyor.   Yapay zekânın “gerçeklikten uzaklaştırma” etkisi: Sorun sadece teknoloji değil, algı ekosistemi Deepfake içerikler teknik olarak etkileyici olsa da asıl mesele, izleyicide oluşturduğu “gerçeklik hissi.” Bu içerikler çoğu zaman: Gerçek bir olaya benzer “haber dili” ve “canlı yayın kurgusu” kullanıyor, Tanıdık mekân ve görsel kodlardan yararlanıyor (ör. devlet binaları, mikrofon, “son dakika” şablonu), Kısa, vurucu ve paylaşması kolay formatta yayılıyor. Anadolu Üniversitesi ÜYEP’in derlediği rapor özetinde de benzer risk alanları açık biçimde listeleniyor: sahte videoların siyasi manipülasyonda kullanılması, ses senteziyle kimliğe bürünme, otomasyonla geniş ölçekli etki üretimi gibi başlıklar “yakın vadeli tehlikeler” arasında sayılıyor. Bu tablo, “yapay zekâ zararları” tartışmasında kritik bir noktaya işaret ediyor: Zarar, yalnızca bir videonun sahte olması değil; sahte ile gerçeğin ayırt edilemez hale gelmesiyle oluşan güven kaybı. NIST’in yaklaşımı da, standartlar, teknik işaretleme, köken takibi ve tespit yöntemleri olmadan sentetik içerik riskinin yönetilemeyeceğine işaret ediyor.   Dünyada eğilim: “Etiketlemezsen ceza” dönemi Deepfake ve sentetik içeriklerin yarattığı siyasi ve sosyal riskler nedeniyle birçok ülkede etiketleme ve şeffaflık gündemi hızlandı. Reuters’ın aktardığına göre İspanya, yapay zekâ üretimi içeriklerin uygun biçimde etiketlenmemesi durumunda şirketlere 35 milyon avroya kadar veya küresel cironun %7’sine varan para cezası öngören bir tasarıyı onayladı; düzenlemenin AB’nin AI Act yaklaşımıyla uyumlu olduğu belirtildi. AB düzeyinde ise Avrupa Komisyonu, AI tarafından üretilen içeriklerin işaretlenmesi ve etiketlenmesi konusunda bir “uygulama kodu” çalışmasını başlattığını duyurdu. Bu çizgi, özellikle seçim dönemleri ve kriz anlarında “sahte ama inandırıcı” içeriklerin dolaşımını sınırlamayı hedefliyor.   Güvenlik boyutu: Deepfake, siber güvenlik ve kamu düzeni riski Deepfake’ler yalnızca dezenformasyon değil; siber güvenlik ve kurumsal dolandırıcılık açısından da risk üretiyor. ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve federal ortak kurumların 2023 tarihli uyarısı, deepfake’in ulusal güvenlik sistemleri ve savunma ekosistemi için doğurabileceği tehditlere dikkat çekiyor. Ayrıca Associated Press’in yakın dönem bir analizinde, çeşitli kötü niyetli aktörlerin yapay zekâ ile sahte görsel ve işitsel içerik üretimini propaganda ve manipülasyon amacıyla denediği; risklerin teknoloji ucuzladıkça artmasının beklendiği aktarılıyor. Bu çerçevede Macron’un yaşadığı “kaldırılmayan darbe videosu” örneği, deepfake’in kamu düzenini ve devlete duyulan güveni hedef alan etkisini somutlaştırıyor.   Macron vakası neyi gösteriyor?   Macron’un anlattığı olay, deepfake tartışmasında üç temel kırılma noktasını görünür kıldı: Gerçeklik krizi: Sahte içerik, gerçek haber formatıyla sunulunca milyonlara ulaşabiliyor. Yönetim krizi: Platform “ihlal yok” dediğinde, kamu otoritesi her zaman hızlı sonuç alamıyor. Dış politika ve güvenlik krizi: Bir video, ülkeler arası yanlış alarm üretebiliyor; bu, dezenformasyonun diplomatik maliyetini artırıyor. Önümüzdeki dönemde, AB’nin şeffaflık ve etiketleme adımlarıyla (uygulama kodları, ulusal cezalar vb.) bu alanın daha sıkı kurallara bağlanması bekleniyor.   Kaynaklar Sabah: “Fransa’da darbe mi oldu? Macron yapay zekâ ürünü videoya karşı uyardı” https://m.sabah.com.tr/dunya/fransada-darbe-mi-oldu-macron-yapay-zeka-urunu-videoya-karsi-uyardi-7485705/amp ( Erişim Tarihi: 17.12.2025) CNN Türk: “Fransa’da ‘darbe’ haberleri ortalığı karıştırdı: Afrika’dan gelen mesaj Macron’u şaşırttı” https://www.cnnturk.com/dunya/fransada-darbe-haberleri-ortaligi-karistirdi-afrikadan-gelen-mesaj-macronu-sasirtti-ulkenizde-neler-oluyor-2373455 ( Erişim Tarihi: 17.12.2025) Türkiye Gazetesi: “Afrika ülkesinden bir lider aradı, Macron çıldırdı: ‘Ülkenizde darbe mi oldu?’” https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/afrika-ulkesinden-bir-lider-aradi-macron-cildirdi-ulkenizde-darbe-mi-oldu-1756312 ( Erişim Tarihi: 17.12.2025) BBC Türkçe: Yapay zekâ ve deepfake içeriklerin toplumsal etkileri https://www.bbc.com/turkce/articles/c620lzx8dwpo.amp ( Erişim Tarihi: 17.12.2025) Anadolu Üniversitesi ÜYEP: 10 yıl içinde yapay zekânın getirebileceği tehlikeler https://uyep.anadolu.edu.tr/makale/60-10-yil-icinde-yapay-zekanin-getirebilecegi-tehlikeler ( Erişim Tarihi: 16.12.2025)  
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2025 -Perşembe
Aslıhan Toksoy

Fransa’da darbe oldu” deepfake’i krize dönüştü: Macron Facebook’u hedef aldı, gözler yapay zekâ düzenlemelerine çevrildi

PARİS/MARSİLYA — Fransa’da “ordu yönetime el koydu” iddiasını taşıyan ve Elysee Sarayı önünde çekilmiş gibi servis edilen yapay zekâ üretimi (deepfake) bir video, kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, videonun gerçek sanılıp uluslararası düzeyde paniğe yol açtığını; hatta bir Afrika ülkesinin liderinin kendisine “Ülkenizde neler oluyor, çok endişeliyim” mesajı attığını anlattı. Macron’un iddiasına göre Fransa’nın resmî ihbar mekanizması üzerinden yapılan başvuruya rağmen Facebook, videoyu “topluluk kurallarını ihlal etmiyor” gerekçesiyle kaldırmadı.

Bu vaka, son yıllarda yükselen “sentetik medya” tartışmasını yeniden alevlendirdi: Deepfake içerikler, sadece kişisel itibar saldırısı değil; seçim güvenliği, kamu düzeni ve devletler arası ilişkiler açısından da risk olarak görülüyor. Nitekim Macron’un sözünü ettiği olayda, kısa bir video hem ülke içinde “gerçeklik algısı”nı zorluyor hem de sınır ötesi yanlış anlaşılmaları tetikleyebiliyor.

 

Olay nasıl başladı: “Elysee önünde muhabir”, “cunta” ve 12 milyon izlenme

Macron’un aktardığına göre video, Elysee Sarayı çevresinde çekilmiş bir canlı yayın havasında kurgulanmıştı: Sözde bir gazeteci, Fransa’da darbe yaşandığını, bir albayın yönetime el koyduğunu anlatıyordu. Macron, içeriğin başlangıçta “güldürdüğünü” ancak görüntünün 12 milyon kez izlendiğinin anlaşılmasıyla konunun ciddiyet kazandığını belirtti.

Fransa’da çevrim içi yasa dışı içerik bildiriminde kullanılan resmî platform üzerinden (PHAROS) bildirim yapıldığını söyleyen Macron, buna rağmen Facebook’tan gelen yanıtın net olduğunu aktardı: “Kullanım şartlarımızı ihlal etmiyor” — kaldırma talebine ret.

Türkiye Gazetesi’nin haberine yansıyan anlatımda da video, “Fransa’da darbe yapıldığı izlenimi” oluşturarak sosyal medyada hızla yayıldı; Macron, La Provence okurlarıyla Marsilya’da yaptığı buluşmada yaşananları kamuoyuna anlattı ve Facebook’un yaklaşımına tepki gösterdi.

 

“Afrika’dan gelen mesaj” detayı: Deepfake’in dış politika etkisi

Deepfake’in en çarpıcı tarafı, bir ülke içindeki bilgi kirliliğini aşarak diplomatik bir “yanlış alarm” üretmesi oldu. Macron’un açıklamasına göre Afrikalı bir devlet başkanı, videoyu görüp “Ne oluyor?” diye soracak kadar endişelendi.

Bu ayrıntı, deepfake riskinin yalnızca “sosyal medya dedikodusu” olmadığını; devletler arası ilişkilerde güven erozyonu yaratabileceğini gösteriyor. Benzer biçimde NIST’in sentetik içerik risklerine ilişkin değerlendirmeleri de, sentetik medyanın kimlik taklidi, manipülasyon ve toplumsal güvene uzun vadeli zarar boyutlarını özellikle vurguluyor.

 

Macron’un “platformlar” çıkışı: Avrupa normu ve daha sert düzenleme çağrısı

Macron’un açıklamaları yalnızca deepfake’e değil, platformların içerik yönetimi sorumluluğuna da odaklanıyor. Le Monde’un aktardığı buluşmada Macron, sosyal medya ve algoritmaların demokrasiye etkilerini tartıştı; içerik kaldırma süreçlerinde “çok sınırlı imkân” bulunduğunu söyleyerek Avrupa düzeyinde norm değişikliği ihtiyacını dile getirdi.

Bu noktada tartışma, Avrupa Birliği’nin son yıllardaki iki ana hattına bağlanıyor:

  1. Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile platform denetimi,
  2. Yapay zekâ düzenlemeleri ile sentetik içerik şeffaflığı.

Macron’un “kaldırılmadı” örneği, “platformlar doğru zamanda doğru refleksi vermezse” kamu otoritesinin elinin ne kadar zayıf kalabildiğini gösteren bir vaka olarak öne çıkıyor.

 

Yapay zekânın “gerçeklikten uzaklaştırma” etkisi: Sorun sadece teknoloji değil, algı ekosistemi

Deepfake içerikler teknik olarak etkileyici olsa da asıl mesele, izleyicide oluşturduğu “gerçeklik hissi.” Bu içerikler çoğu zaman:

  • Gerçek bir olaya benzer “haber dili” ve “canlı yayın kurgusu” kullanıyor,
  • Tanıdık mekân ve görsel kodlardan yararlanıyor (ör. devlet binaları, mikrofon, “son dakika” şablonu),
  • Kısa, vurucu ve paylaşması kolay formatta yayılıyor.

Anadolu Üniversitesi ÜYEP’in derlediği rapor özetinde de benzer risk alanları açık biçimde listeleniyor: sahte videoların siyasi manipülasyonda kullanılması, ses senteziyle kimliğe bürünme, otomasyonla geniş ölçekli etki üretimi gibi başlıklar “yakın vadeli tehlikeler” arasında sayılıyor.

Bu tablo, “yapay zekâ zararları” tartışmasında kritik bir noktaya işaret ediyor: Zarar, yalnızca bir videonun sahte olması değil; sahte ile gerçeğin ayırt edilemez hale gelmesiyle oluşan güven kaybı. NIST’in yaklaşımı da, standartlar, teknik işaretleme, köken takibi ve tespit yöntemleri olmadan sentetik içerik riskinin yönetilemeyeceğine işaret ediyor.

 

Dünyada eğilim: “Etiketlemezsen ceza” dönemi

Deepfake ve sentetik içeriklerin yarattığı siyasi ve sosyal riskler nedeniyle birçok ülkede etiketleme ve şeffaflık gündemi hızlandı. Reuters’ın aktardığına göre İspanya, yapay zekâ üretimi içeriklerin uygun biçimde etiketlenmemesi durumunda şirketlere 35 milyon avroya kadar veya küresel cironun %7’sine varan para cezası öngören bir tasarıyı onayladı; düzenlemenin AB’nin AI Act yaklaşımıyla uyumlu olduğu belirtildi.

AB düzeyinde ise Avrupa Komisyonu, AI tarafından üretilen içeriklerin işaretlenmesi ve etiketlenmesi konusunda bir “uygulama kodu” çalışmasını başlattığını duyurdu. Bu çizgi, özellikle seçim dönemleri ve kriz anlarında “sahte ama inandırıcı” içeriklerin dolaşımını sınırlamayı hedefliyor.

 

Güvenlik boyutu: Deepfake, siber güvenlik ve kamu düzeni riski

Deepfake’ler yalnızca dezenformasyon değil; siber güvenlik ve kurumsal dolandırıcılık açısından da risk üretiyor. ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve federal ortak kurumların 2023 tarihli uyarısı, deepfake’in ulusal güvenlik sistemleri ve savunma ekosistemi için doğurabileceği tehditlere dikkat çekiyor.

Ayrıca Associated Press’in yakın dönem bir analizinde, çeşitli kötü niyetli aktörlerin yapay zekâ ile sahte görsel ve işitsel içerik üretimini propaganda ve manipülasyon amacıyla denediği; risklerin teknoloji ucuzladıkça artmasının beklendiği aktarılıyor.

Bu çerçevede Macron’un yaşadığı “kaldırılmayan darbe videosu” örneği, deepfake’in kamu düzenini ve devlete duyulan güveni hedef alan etkisini somutlaştırıyor.

 

Macron vakası neyi gösteriyor?

 

Macron’un anlattığı olay, deepfake tartışmasında üç temel kırılma noktasını görünür kıldı:

  • Gerçeklik krizi: Sahte içerik, gerçek haber formatıyla sunulunca milyonlara ulaşabiliyor.
  • Yönetim krizi: Platform “ihlal yok” dediğinde, kamu otoritesi her zaman hızlı sonuç alamıyor.
  • Dış politika ve güvenlik krizi: Bir video, ülkeler arası yanlış alarm üretebiliyor; bu, dezenformasyonun diplomatik maliyetini artırıyor.

Önümüzdeki dönemde, AB’nin şeffaflık ve etiketleme adımlarıyla (uygulama kodları, ulusal cezalar vb.) bu alanın daha sıkı kurallara bağlanması bekleniyor.

 

Kaynaklar

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.