Murat Marap-Gazeteci
Köşe Yazarı
Murat Marap-Gazeteci
 

MODERN ÇAĞIMIZIN FİRAVUNLARI VE NEMRUTLARI

Tarih tekerrürden ibaret denir. Ama bazı dönemler vardır ki tekerrür etmez; ibret olur. Bugün yaşadığımız çağ, teknolojinin zirve yaptığı ama insanlığın vicdanen dibe vurduğu bir çağdır. Bu çağın firavunları da var, nemrutları da… Üniformaları krallık kaftanı değil; kravatlı, takım elbiseli, “demokrasi” ve “güvenlik” kelimeleriyle süslenmiş maskeler takıyorlar. Modern çağın Firavun’u Donald Trump ise Nemrut’uda Binyamin Netanyahu’dur. Arkalarında ise silah sanayisiyle beslenen, çıkarları uğruna ülkeleri haritadan silmekten çekinmeyen bir sistem vardır: ABD ve İsrail’in saldırgan devlet politikaları. Firavun, Musa’ya karşı ne yaptıysa; bugün de mazlum halklara aynısı yapılıyor. Fark şu: Nil yerine petrol kuyuları, taş tabletler yerine medya algoritmaları var. ABD’nin sicili ortadadır. Vietnam’da napalm bombalarıyla yakılan çocuklar… Irak’ta “kitle imha silahı” yalanıyla yerle bir edilen şehirler… Milyonlarca sivil ölüm, dağılan ülkeler, yetim kalan nesiller… Bunlar birer “askeri operasyon” değildi. Bunlar devlet eliyle işlenen insanlık suçlarıydı. Ama kazananlar hep aynı oldu: silah şirketleri, petrol baronları ve küresel tahakküm düzeni. İsrail’in Filistin’de yaptıkları ise artık tartışma konusu bile olmaktan çıkmıştır. Bu bir çatışma değil, bu bir soykırımdır. Hastaneler bombalanıyor, çocuklar hedef alınıyor, gazeteciler susturuluyor. Elektrik, su, gıda bir silah gibi kullanılıyor. Gazze açık bir hapishaneye, Batı Şeria parça parça bir açık hava mezarlığına çevrilmiş durumda. Netanyahu yönetimi, kendisini hukukun ve insanlığın üstünde gören bir Nemrut zihniyetiyle hareket ediyor. Gücü Tanrılaştıran bu anlayış, karşısında duran her sesi “tehdit”, her çocuğu “potansiyel düşman” olarak görüyor. Daha da acısı ne biliyor musunuz? Bu zulüm canlı yayında yapılıyor. Dünya izliyor. Birleşmiş Milletler susuyor. Batı, “endişeliyiz” açıklamalarıyla vicdanını rahatlatıyor. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük… Batı’nın ağzında bu kavramlar yalnızca çıkar olduğu sürece kutsal. Mazlum Filistinli, Iraklı, Vietnamlı, Afgan olunca bu kelimeler sözlükten çıkarılıyor. Bugün mesele Trump ya da Netanyahu meselesi değildir sadece. Mesele, gücü hak sayan, adaleti askıya alan bir küresel zihniyettir. Firavunlar değişir, Nemrutlar ölür ama zihniyet aynı kalırsa zulüm de devam eder. Unutulmamalıdır ki tarih, saraylarda yazılmaz. Tarih, yıkılan evlerin enkazında, toprağa düşen çocukların kanında yazılır. Ve o tarih günü geldiğinde şunu mutlaka kaydeder: Zalimler güçlüydü ama haklı değildi. Mazlumlar zayıftı ama haklıydı. Ve hiçbir Firavun, hiçbir Nemrut, hesap gününden kaçamadı.
Ekleme Tarihi: 09 Şubat 2026 -Pazartesi
Murat Marap-Gazeteci

MODERN ÇAĞIMIZIN FİRAVUNLARI VE NEMRUTLARI

Tarih tekerrürden ibaret denir. Ama bazı dönemler vardır ki tekerrür etmez; ibret olur. Bugün yaşadığımız çağ, teknolojinin zirve yaptığı ama insanlığın vicdanen dibe vurduğu bir çağdır. Bu çağın firavunları da var, nemrutları da… Üniformaları krallık kaftanı değil; kravatlı, takım elbiseli, “demokrasi” ve “güvenlik” kelimeleriyle süslenmiş maskeler takıyorlar.

Modern çağın Firavun’u Donald Trump ise Nemrut’uda Binyamin Netanyahu’dur. Arkalarında ise silah sanayisiyle beslenen, çıkarları uğruna ülkeleri haritadan silmekten çekinmeyen bir sistem vardır: ABD ve İsrail’in saldırgan devlet politikaları.

Firavun, Musa’ya karşı ne yaptıysa; bugün de mazlum halklara aynısı yapılıyor. Fark şu: Nil yerine petrol kuyuları, taş tabletler yerine medya algoritmaları var.

ABD’nin sicili ortadadır.
Vietnam’da napalm bombalarıyla yakılan çocuklar…
Irak’ta “kitle imha silahı” yalanıyla yerle bir edilen şehirler…
Milyonlarca sivil ölüm, dağılan ülkeler, yetim kalan nesiller…

Bunlar birer “askeri operasyon” değildi. Bunlar devlet eliyle işlenen insanlık suçlarıydı. Ama kazananlar hep aynı oldu: silah şirketleri, petrol baronları ve küresel tahakküm düzeni.

İsrail’in Filistin’de yaptıkları ise artık tartışma konusu bile olmaktan çıkmıştır. Bu bir çatışma değil, bu bir soykırımdır. Hastaneler bombalanıyor, çocuklar hedef alınıyor, gazeteciler susturuluyor. Elektrik, su, gıda bir silah gibi kullanılıyor. Gazze açık bir hapishaneye, Batı Şeria parça parça bir açık hava mezarlığına çevrilmiş durumda.

Netanyahu yönetimi, kendisini hukukun ve insanlığın üstünde gören bir Nemrut zihniyetiyle hareket ediyor. Gücü Tanrılaştıran bu anlayış, karşısında duran her sesi “tehdit”, her çocuğu “potansiyel düşman” olarak görüyor.

Daha da acısı ne biliyor musunuz?
Bu zulüm canlı yayında yapılıyor.
Dünya izliyor.
Birleşmiş Milletler susuyor.
Batı, “endişeliyiz” açıklamalarıyla vicdanını rahatlatıyor.

İnsan hakları, demokrasi, özgürlük…
Batı’nın ağzında bu kavramlar yalnızca çıkar olduğu sürece kutsal. Mazlum Filistinli, Iraklı, Vietnamlı, Afgan olunca bu kelimeler sözlükten çıkarılıyor.

Bugün mesele Trump ya da Netanyahu meselesi değildir sadece. Mesele, gücü hak sayan, adaleti askıya alan bir küresel zihniyettir. Firavunlar değişir, Nemrutlar ölür ama zihniyet aynı kalırsa zulüm de devam eder.

Unutulmamalıdır ki tarih, saraylarda yazılmaz. Tarih, yıkılan evlerin enkazında, toprağa düşen çocukların kanında yazılır. Ve o tarih günü geldiğinde şunu mutlaka kaydeder:

Zalimler güçlüydü ama haklı değildi.
Mazlumlar zayıftı ama haklıydı.

Ve hiçbir Firavun, hiçbir Nemrut, hesap gününden kaçamadı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.